Prof. Dr. Mustafa ŞENOL

Vizit Notları-III

 

Onbirinci Vizit: Tüp Neresinden Sıkılır?
  • Günaydın arkadaşlar! Nasıl geçti hafta sonu tâtiliniz?
  • İyi geçti Hocam, ama kelimelerle aramızı bir türlü düzeltemedik!
  • Ne gibi?
  • Maserasyon, laserasyon, erozyon, liken, likenifikasyon, likenoid, lupus, lupoid, tüberkül, tüberküloid…
  • Âferin bak, ne güzel sayıyorsunuz! Durumumuza uygun atasözümüzü tekrarlayabilir miyiz Mehmet Bey?
  • Et tekrâr ı Hasan mıydı Hocam?
  • Yok Hüseyin’di! Benden defâlarca duyacak ve sonunda siz de öğreneceksiniz:
  • “Et tekrâr ü müstahsen, velev kâne yüz seksen”
  • Eveeet Mikâil Bey, nereden başlayalım?
  • İlk odadan başlayabiliriz Hocam!
  • Günaydın Şerîfe Hanım, hayırlı sabahlar!
  • Hayırlı sabahlar Hocam!
  • Nasıl geçti hafta sonunuz? Kaşıntılar ne durumda?
  • Geceleri uyutmuyor Hocam!
  • Hastamızın durumunu özetleyiverelim Mikâilciğim!
  • Şerîfe Hanım 45 yaşında ev hanımı, nörodermatit tanısıyla tâkibimiz altında. Sedatif antistaminik, topikal steroid ve UVB tedâvisi alıyor. Tedâviye biraz yavaş cevap veriyor Hocam!
  • Teşekkürler Mikâil Bey! Tedâvimize kısa süreli ve düşük doz steroid de ekleyelim! Psikiyatri ile de bir görüşelim!
  • Bâş üstüne Hocam!
  • Zeynep Hanım, hastamızın çekmecesinden ilaç tüpünü çıkarabilir misiniz?
  • Tabii ki Hocam!
  • Ne yazıyor üzerinde?
  • Kortikosteroidli pomad yazıyor Hocam!
  • Bu durumda hastamızın hastalığı hangi evrede oluyor Doktor Hanım?
  • Kronik evrede oluyor Hocam!
  • Âferin! Akut evrede olsa ne kullanacaktık Nevzat Bey?
  • Losyon veyâ pansuman kullanacaktık Hocam!
  • Âferin! Ya subakut evrede olsaydı Bülent Bey?
  • Krem kullanacaktık Hocam!
  • Aferin arkadaşlar! Zeynep Hanım, elinizdeki tüp boğazından mı sıkılmış, yoksa alt tarafından mı?
  • Boğazından sıkılmış Hocam!
  • Şaşırtıcı olmadı! Demek ki Şerîfe Hanım da toplumumuzun çoğunluğuna uygun davranmış.
  • Anlayamadık Hocam!
  • Anlatayım! Toplumumuzun yaklaşık olarak %85’’i diş mâcununu veya krem tüpünü boğazından sıkar arkadaşlar, ancak %15’i tertipli bir şekilde, alttan itibâren sıkarak kullanır.
  • Ne farkı var Hocam, sonunda her iki durumda da mâcun veya ilaç bitmeyecek mi?
  • Çok farkı var arkadaşlar! Tüpü boğazından sıkan kişi, diğer işlerinde de özensiz davranır, dağınık bir hayat sürer. Şerîfe Hanım’a soralım bakalım!
  • Sık sık ocakta yemek unutur musunuz Şerîfe Hanım?
  • Ara sıra olur Hocam!
  • Gözlüğünüzü sık sık kaybeder misiniz?
  • Ara sıra oluyor Hocam!
  • İğnenizi ipliğinizi kolayca bulur musunuz?
  • Biraz aradıktan sonra Hocam!
  • Örnekleri çoğaltabiliriz: Sokağa tükürenler, çekirdek kabuklarını yere atanlar, kola tenekelerini, su şişelerini, cips paketlerini, sakızlarını çevreye saçanlar, piknik yerlerini, sâhilleri çöplüğe çevirenler, trafiği çekilmez hâle getirenler, hep bu tüpü boğazından sıkan gruba dâhildir arkadaşlar. Demek ki neymiş, kendimizden başlayarak, bugünden itibâren tüpleri alt tarafından sıkmaya başlıyoruz! Şerîfe Hanım da, bundan sonra inşallah öyle yapacak!
  • İnşallah Hocam!
  • Bilin ki arkadaşlar, tüpü altından sıkanların oranı en az %51 olmadıkça, millet olarak huzur bulmamız ve rahat etmemiz ham bir hayalden ibarettir!
  • Gelelim nörodermatit’e! Bu kelimeden ne anlıyoruz Âhu Hanım?
  • Hastalıkları haftanın son vizitinde tartışıyorduk Hocam!
  • Şefliğin uluslararası kuralları her zaman ve mekanda geçerlidir Doktor Hanım!
  • Buyur Hocam!!
  • Kural 1: Şef dâimâ haklıdır!
  • Kural 2: Bâzen haksız olabilir!
    Kural 3: İkinci maddenin vâkî olduğu durumlarda, birinci maddenin hükmü cârîdir!
  • Yâni Şef her zaman haklıdır diyorsunuz Hocam!
  • Ben demiyorum, kurallar diyor! Evet şefiniz koyduğu kuralı değiştirme yetkisine de sâhiptir! Ayşe Hanım, nörodermatit’te kalmıştık!
  • Atopik dermatit’in klasik yerleşime uymayan, dağınık lezyonlarla karakterize şeklidir Hocam!
  • Âferin! Hastalığa niye bu ad verilmiş İsmâil Bey?
  • Psikosomatik yönüne dikkat çekmek için olabilir Hocam!
  • Âferin! Şerîfe Hanım’a soralım bakalım, üzüntülü zamanlarında kaşıntıları artıyor muymuş?
  • Sorma hocam sorma! Beni hasta eden zâten o üzüntüler değil mi?
  • Hayrola?
  • Oğlana üzül, kıza üzül, çoluğa üzül, çocuğa üzül, böyle böyle hastalık sâhibi olduk Hocam!
  • Malatyalılar “çağa çoluk, davar doluk” derler, siz “çoluk çocuk” dediniz!
  • Ben Konyalı’yım Hocam, kızım üniversitenizde öğrenci, onun yanında kalıyorum!
  • Allah kolaylık versin! Evet Nâlan Hanım, çocuğu anladık, “çoluk” ne oluyor acaba?
  • Eşi oluyor herhalde Hocam!
  • Âferin! Çağa’ya ne diyeceksin?
  • Malatya dilinde çocuk oluyor Hocam, rahmetli babannem bize hep böyle derdi!
  • Peki davar nedir?
  • Küçükbaş hayvanlar Hocam!
  • Doluk da büyükbaşlar anlamına mı geliyor bu durumda?
  • Hayır Hocam! Davar için gerekli arpa, saman, kepek gibi yiyecekler anlamına geliyor, kâfiyeye uysun diye oraya eklenmiş!
  • Âferin Doktor Hanım! Peki “horanta” deyince aklımıza ne geliyor Mücâhit Bey?
  • Banazı’daki “Horata” pınarbaşı geliyor Hocam!
  • Tutturamadın! Şu örneği dinle bakalım!
  • “Yedi baş horanta yıkık hânede
    Tüm kazancım bini bulmaz senede
    Yüz pangunot helâl olsun gene de
    Ben nereyiim, beş yüz nere tohdur bey”
  • Şiirden sonra Bülent Bey ne diyecek acabâ “horanta” konusunda?
  • Ev halkı anlamına geliyor Hocam!
  • Âferin! Tekil olarak “çoluk” anlamına da gelir! Bu şiirin şâirini de söyleyip bugünkü vizitimizi tamamlayalım arkadaşlar! Dursun Bey?
  • Hatırlayamadım Hocam!
  • “Hasan’a Mektuplar” desem!
  • Kim yazmış Hocam?
  • “Mektup yazdım Hasan’a
  •   Ha Hasan’a ha sana!”
  • Abdurrâhim Karakoç Hocam!
  • Âferin Mücâhit Bey! Şiirin adını da söyleyelim!
  • “Tohdur Bey” Hocam!
  • Âferin! “Doktor Bey” isimli meşhur bir şiirimiz daha var! Okuyan oldu mu?
  • Biraz ipucu verseniz Hocam!
  • “İki leğen pilav bi yayık ayran
  •   İster yağlı ossuun, isterse yavan,
    Yanına keseyon beş kilo soğan
    Yeyoon yeyon doyamayon doktor bey”
  • Bedirhan Gökçe’den dinlemiştim Hocam!
  • Âferin Âhu Hanım! Arkadaşlar, doktor kısmısı; biraz edebiyat, biraz târih, biraz da folklor bilirse, “tâbib-i hâzık” olması işten bile değildir.
  • Buyur Hocam!!
  • İyi günler arkadaşlar!
  • Size de hocam!
  • Onikinci Vizit: Soba niye taşın üstünde?
  • İyi günler arkadaşlar! Dünden bu tarafa nasılsınız bakalım?
  • Teşekkürler Hocam! İç güveyliğinden halliceyiz!
  • Hayrola gene ne oldu?
  • Bütün konular birbirine karıştı Hocam!
  • Denizler durulmaz dalgalanmadan denmiştir! Neleri çok karıştırıyorsunuz bakalım?
  • Ekzemalar çok karışık meselâ Hocam!
  • Çözeriz arkadaşlar! Ama önce son odamıza gidelim, nümüler dermatitli bir hastamız olacaktı, onu bir ziyâret edelim!
  • Buyurun Hocam!
  • Günaydın Vahap Bey, hayırlı sabahlar, bugün nasılsınız bakalım?
  • Hayırlı sabahlar Hocam, daha iyiceyim, kaşıntılar oldukça hafifledi!
  • Çok güzel! Mikâil Bey, hastamız hakkında kısa bilgi ricâ ediyoruz!
  • Tabii Hocam! Vahap Bey 58 yaşında esnaf, yaygın nümüler ekzema sebebiyle misâfirimiz. Düşük doz steroid, non-sedatif antistaminik, makrolid antibiyotik ve topikal steroid-antibakteriyel karışımı bir krem uyguluyoruz. Oldukça rahatladı Hocam!
  • Teşekkürler Mikâilciğim! Tedâvimizi on güne tamamlayalım!
  • Geçmiş olsun Vahap Bey, tedâviye devâm ediyoruz. Şekerimiz ne âlemde?
  • İyi gidiyor Hocam, 140 civârında seyrediyor!
  • Güzel! Evet arkadaşlar, “nümüler” dedik, ne demek istedik acabâ?
  • Biraz ipucu verebilir misiniz Hocam?
  • “Nümizmatik” desem!
  • Çıkaramadık Hocam!
  • Para koleksiyonculuğu demek!
  • Hâlâ bağlantıyı kuramadık Hocam!
  • “Mâdeni para şeklinde” anlamına geliyor arkadaşlar! Dikkat ettiyseniz hastamızın lezyonları yuvarlak odaklar şeklindeydi. Nümüler ekzema, atopik dermatitin özel bir formu olup süperantijenler tarafından oluşturulan bir hastalıktır.
  • Süpermen gibi antijenler de mi var Hocam?
  • Evet arkadaşlar! Ama önce antijeni bir tanımlayalım Dursun Bey!
  • Vücûda yabancı, düşük molekü ağırlığına ve immüniteyi uyarma özelliğine sâhip protein molekülleridir Hocam!
  • Âferin! Peki, antijenin süperi nasıl oluyor acaba Nâdire Hanım?
  • Hatırlayamadım Hocam!
  • Normal sunum ve aktivasyon zincirine tâbi olmayan, efektör hücreleri doğrudan uyaran, genellikle toksin yapısında moleküllerdir. Süperantijenlerin rol oynadığı hastalıklara örnekler verelim Ayşe Hanım!
  • Atopik dermatit, guttat psöriyâzis, kızıl, haşlanmış deri sendromu, toksik şok sendromu, TEN…
  • Aferin! Hastamıza niçin antibiyotik verdiğimizi anladık mı arkadaşlar?
  • Süperantijen üreten odakları temizlemek içindir Hocam!
  • Âferin! Evet arkadaşlar, gelelim çok karıştırdığınız ekzema mes’elesine! “Ek” anatomide ne ifâde eder Şemsettin Bey?
  • Dış taraf demek Hocam!
  • Örnek verelim!
  • Ektoderm, ektoparazit, ektropiyon, ektopik, ekzositoz…
  • Âferin! “Zein” de Latince de, kaynamak, fışkırmak, sulanmak gibi anlamlara geliyor. “Ek” ve “zein”i birleştirelim Âhu Hanım!
  • Derinin sulanması gibi bir anlam çıktı sanki Hocam!
  • Âferin! Cildimizin en önemli görevi, sarıp sarmaladığı insanı her türlü tehlikeden korumaktır arkadaşlar! Mikroplardan, kimyâsallardan, sıcaktan, soğuktan, radyasyondan, su kaybından, görünür görünmez, bildiğimiz bilmediğimiz her türlü tehlikeden! Ekzema, sanki epidermisin, içine giren yabancı maddeleri sulandırarak dilüe etme ve dışarı atma refleksidir. Aynı zamanda insana; “zararlı bir madde ile temâs ediyorsun, uzak dur” mesajı da veriyor!
  • Ekzemaların çoğunu sulantılı değil de kuru ve çatlak olarak görüyoruz Hocam!
  • Doğru! Verilen mesajı anlamayan insan, o madde ile temâsa devâm ettikçe, epidermis bu sefer kendisini, özellikle korneum tabakasını kalınlaştırarak o maddenin daha içerilere geçmesini engellemeye çalışıyor.
  • Çatlama nasıl oluyor Hocam?
  • Bildiğiniz gibi epidermiste damar yok arkadaşlar, dermisten difüzyonla besleniyor. Aşırı kalınlaşan korneum, yeterli su ulaşamayınca, susuz kalmış toprağın çatladığı gibi çatlıyor.
  • Ekzemaların, özellikle de atopik dermatitin immünolojisi de çok karışık ve anlaşılmaz gibi geliyor Hocam!
  • Öyle görünüyor! Acaba iş bu kadar karışık mı diye benim de tereddütlerim var!
  • Ne gibi Hocam?
  • Bir hikâye ile cevap vermeye çalışayım: Biri matematikçi, biri kimyâcı, biri de fizikçi üç bilim adamı ava çıkmışlar. Derken hava birdenbire bozmuş, tipiden göz gözü görmez olmuş. O hengâmede bir kulübeye kendilerini zor atmışlar. Sığındıkları evin sâhibi Ahmet Ağa, üç avcıyı bir odaya almış, odun sobasını parlattıktan sonra: “Siz ısınadurun, ben içeriden Allah ne verdiyse bir şeyler hazırlayayım” deyip dışarı çıkmış. Bizimkiler biraz ısınınca bilim adamlıkları depreşmiş. Bakmışlar ki, soba bir taşın üzerine kurulmuş. Hemen bilimsel açıklamalara girişmişler. Matematikçi: “Bu adam çok esaslı matematik biliyor. Sobanın optimal yanması için gerekli bütün hesaplamaları doğru bir şekilde yapmış, sinüsü, kosinüsü, tanjantı, kotanjantı ayarlamış ve sobayı taşın üzerine kurmuş” demiş. Kimyâcı: “Olur mu? Bu adam esaslı kimyâ biliyor. Optimal yanma için gerekli kimyâsal formülleri hesaplamış, hidrojen, oksijen, azot, karbondioksit oranlarını en uygun bulduğu pozisyona sobayı yerleştirmiş” yorumunu yapmış. Fizikçi aşağı kalır mı! “Yok arkadaşlar! Bu adam esaslı fizik biliyor. Enerjinin sakınımı kânununu, hava akım yönlerini, optimal yanma yüksekliğini hesaplamış, sobanın altına taşı yerleştirmiş” açılımını getirmiş. Biraz sonra Ahmet Ağa, elinde bir tepsi ile içeri girmiş ve “Buyurun, acıkmışsınızdır” demiş. Bilim adamları bir taraftan tepsidekileri temizlerlerken, bir taraftan da ev sâhibine sormuşlar: “Ahmet Ağa! Biz kendimizce bazı bilimsel yorumlar yaptık amma, bir de sana soralım! Sobayı niye taşın üstüne koydun?”. Ahmet Ağa bütün sâfiyetiyle: “Niye olacak Beyim! Boru yetmedi de!”demiş.
  • Şimdi arkadaşlar, eğri oturalım, doğru konuşalım!
  • Niye eğri oturuyoruz Hocam, belimiz ağrır sonra!
  • Haklısınız! O zaman doğru oturalım, doğru konuşalım! Ben tıp fakültesine 1973’te, yani 40 yıl önce başladım. O zamanlar Amerika’da allerjik hastalıkların insidansı %3’ler civârında idi. aradan geçen kırk yılda, immünoloji akıl almaz şekilde gelişti, bir sürü ilaç keşfedildi, çeşit çeşit anti allerjik malzemeler icâd edildi. Şu anda insidans kaç dersiniz?
  • %2 veya %1’ler dolayında olmalı Hocam!
  • Nerde o günler! %15’ler civârında geziyor arkadaşlar!
  • Hocam bu kadar bilgi ne işe yaradı öyleyse?
  • Ben bilmem immünologlar bilir!
  • Yârın görüşmek üzere iyi günler arkadaşlar1
  • İyi günler Hocam!
  • Onüçüncü Vizit: Mazmaza i İstinşak
  • Günaydın arkadaşlar! Bu sabah nasılsınız bakalım?
  • Teşekkürler Hocam, sâyenizde gâyet iyiyiz!
  • Sâye ne demek Nergiz Hanım?
  • Sâyenizde öğreneceğiz Hocam!
  • Gölge demek çocuklar, gölge! Evet Mikâilciğim, ekzemalı başka hastamız var mı?
  • Beşinci odada kıdemli hastalarımızdan Celal Bey var Hocam, prurigo nodülârisli!
  • Hadi ordan başlayalım!
  • Buyurun Hocam!
  • Günaydın Celal Bey, nasılsınız bakalım?
  • Kaşıntıdan uyuyamıyorum Hocam!
  • Haklısınız! Atopik dermatit grubunun en inatçı ve en kaşıntılı hastalığı budur arkadaşlar! Ne yapıyoruz Mikâilciğim?
  • Orta doz steroid, sedatif antistaminik, antidepresan, potent steroidli pomadla oklüzyon uyguluyoruz Hocam! Çok yavaş cevap veriyor!
  • Psikiyatri ne diyor?
  • AMATEM tedâvisi öneriyorlar Hocam!
  • Ona da Celal Bey taraftar görünmüyor! Biz tedâvimize UVB ve intralezyon steroid de ekleyelim Mikâil Bey!
  • Bâşüstüne Hocam!
  • Evet Şemsettin Bey, “prurigo” deyince ne anlıyoruz?
  • “Pruritus”un şiddetlisi oluyor gâlibâ Hocam!
  • Aynen öyle! Hangi kaşıntıya şiddetli diyoruz Ayşe Hanım?
  • Gece uyandıran kaşıntıdır Hocam!
  • Âferin! Başka?
  • Deride iz bırakan kaşıntıdır Hocam!
  • Âferin Mücâhit Bey! Başka?
  • Tırnakları cilâlı gibi gösteren kaşıntıdır Hocam!
  • Âferin Nâdire Hanım! Şiddetli kaşıntı ile seyreden hastalıklarımıza birkaç örnek verelim Nevzat Bey!
  • Atopik dermatit, ürtiker, liken plânus, skabies, dermatitis herpetiformis…
  • Âferin Doktor Bey! Atopik dermatit tanısında en çok kullanılan kriter sistemi hangisidir Âhu Hanım?
  • Hanifin-Rajka kriterleridir Hocam!
  • Âferin! Nelerdir bu kriterler?
  • Major ve minör kriterler var Hocam!
  • Major kriterleri bize İsmâil arkadaşımız saysın!
  • Dört tâne major kriter var Hocam!
  • Âferin! Bir?
  • Kaşıntı Hocam!
  • İki?
  • Tipik morfoloji ve yerleşim göstermesi Hocam!
  • Üç?
  • Bebeklikten başlayan, kronik ve tekrarlayan bir dermatit olması Hocam!
  • Dört?
  • Hatırlayamadım Hocam!
  • Sen hatırlayamadın ama bana rahmetli Nâim Hoca’yı hatırlattın!
  • Nâim Hoca kim Hocam?
  • Merhum, Erzurum’un mâruf sîmâlarından idi. Aslı berbermiş, sonra imam olmuş, emekli olunca da sarraflık yaparak hayâtını kazanmış. Sarraflık yaparken de fahrî imamlık ve vâizlik yapmaya devâm etmiş. Bir Cuma günü vaaz etmek üzere kürsüye çıkmış:
  • Ey cemaat-i möhterem! Bögün size guslün farzlarını anlatacağım!
  • Buyur Hocafendi!
  • Mâlum-u âlîleriniz, guslün farzı üçtür! Mazmaza i istinşâk, bir! Cemî bedeni yuyup pâk itmek, iki!
  • Üçüncüyü duyamadık Hocafendi!
  • Bir daha sayalım! Mazmaza i istinşâk, bir! Cemî bedeni yuyup pâk itmek, iki! Üçüncü neydi yav?
  • Biz ne bilelim Hocafendi?
  • Bilirsiniz, bilirsiniz, beni böyle ufak işlerle uğraştırmayın! deyip kürsüden inmiş.
  • Bunu bize niye anlattınız şimdi Hocam?
  • Önce Nâim Hoca’nın eksiğini düzeltelim! Aslında rahmetli üç şartı sayıyor, lâkin bir ve ikinci maddeleri birleştirip tek madde olarak saydığından, üçüncü maddeye sayacak bir şey kalmıyor! Mazmaza, bir! İstinşak, iki! Cemî bedeni yuyup pâk itmek, üç! şeklinde sayacağına, mazmaza i istinşak deyince üçüncü maddeye söz kalmamış oluyor.
  • Arkadaşınız iki maddeyi birleştirip tek maddede sayınca Nâim Hoca’nın hikâyesini hatırlatmış oldu!
  • Mazmaza, istinşak, cemî bedeni yuyup pâk itmek ne demek Hocam?
  • İlmihal bilgisi farz-ı ayındır arkadaşlar!
  • Buyur Hocam!!
  • Sosyal dersimiz bittiğine göre biraz da tıptan konuşalım arkadaşlar! Mikâil Âbiniz, “oklüzyon” yapıyoruz dedi, ne demek istedi acabâ Dursun Bey?
  • İngilizce’de “kapatma”, “tıkama” gibi anlamları var Hocam!
  • Doğru! Neyi, niye kapatıyoruz acabâ Zeynep Hanım?
  • Topikal ilaçların etkisini artırmak için, ilacı sürdükten sonra, streç gibi hava geçirmeyen bir örtü ile örtüp gece boyunca kapalı tutuyoruz Hocam!
  • Âferin Doktor Hanım! Etkiyi artırmak için, ilacın üstüne nemli bir gazlı bez konup ondan sonra naylonla sarılması daha uygundur. Buradaki mekanizma nedir Mücâhit Bey?
  • İnsensibıl buharlaşmanın deriye hapsedilmesiyle yumuşayan korneumdan ilacın daha fazla ve daha derinlere emilmesidir Hocam!
  • Âferin! Bir de “intralezyon” dedik, acabâ ne demek istedik Bülent Bey?
  • Lezyonun içine demek oluyor Hocam!
  • Doğru! Nasıl yapıyoruz Nergiz Hanım?
  • Fibrotik ve kistik lezyonların içine, uygun dilüsyonda sulandırılmış ilacı, ince bir iğne ile enjekte ediyoruz hocam!
  • Bu yolla en sık kullandığımız ilaçlar hangileridir Mehmet Bey?
  • Kortikosteroidler ve antibiyotikler Hocam!
  • Âferin! Etki mekanizmasını da Âhu Hanım söylesin!
  • Turnayı gözünden vurmaktır Hocam!
  • Âferin Doktor Hanım! Turnayı tam gözünden vurdun!
  • Sâyenizde Hocam, kimin öğrencisiyiz?
  • Övünmek gibi olmasın, bendenizin! Peki, pireyi gözünden vurmak nedir Şemsettin Bey?
  • Hiç duymadık Hocam!
  • Tabii duymazsınız! Siz bit-pire devrini görmediniz! Eskiden ortalık bitten pireden geçilmezdi. Çerçiler, pek çok şeyle birlikte bit-pire tozu da satarlardı. Bizim oraların meşhur çerçilerinden Kara Bâki, köylüye pire tozunu satmış, öbür gelişinde millette şikâyetin bini bir para! “Yav arkadaş, ilacın pirelere hiç fayda etmedi” diyen diyene! Bâki sormuş:
  • İlacı nasıl kullandınız?
  • Nasıl kullanacağız! Yatağa yorgana, öteye beriye serptik!
  • Öyle olur mu?
  • Nasıl olacaktı ya?
  • Pireyi yakalayacaksınız, parmaklarınızla göz kapaklarını açacaksınız, tam göz bebeğine bir çimdik toz atacaksınız! Ölmezse o zaman bana söyleyin, ilacı değiştireyim!
  • Târifeni sende bir deneyelim mi Bâki?
  • Ben pire miyim oğlum?
  • Bu metod %100 garantili Hocam!
  • Aynen bizim intralezyon gibi! İyi günler arkadaşlar, yârın görüşmek üzere!
  • İyi günler Hocam!
  • Ondördüncü Vizit: Atenue
  • Günaydın arkadaşlar, hayırlı sabahlar! Nasıl gidiyor işler?
  • Teşekkürler Hocam! İyi gitmesini temennî ediyoruz!
  • Aferin! Niyet hayır, âkıbet hayır denmiştir!
  • Kim demiş Hocam?
  • Kars’lı var mıydı aramızda?
  • Yok Hocam!
  • Öyleyse ben söyleyeyim! Ebu’l Hasan Harakânî Hazretleri demiş! Evet Mikâilciğim, bugün ziyârete kimden başlayalım?
  • Hüseyin Bey’den başlayabiliriz Hocam!
  • Günaydın Hüseyin Bey, hayırlı sabahlar! Nasılsınız bakalım?
  • Teşekkürler Hocam, gâyet iyiyim!
  • Akıntılar nasıl?
  • Tamâmen kesildi Hocam, ellerinize sağlık!
  • Arkadaşlarımızın ellerine sağlık! Mikâil Bey, kısa özet ricâ ediyoruz!
  • Hemen Hocam! Hüseyin Bey, 47 yaşında çiftçi, skrofuloderma tanısı ile dörtlü antitüberkülo tedâvi alıyor. Çok iyi cevap verdi Hocam!
  • Teşekkürler Mikâil Bey! Ayşe Hanım, skrofuloderma nedir?
  • Tüberküloz basilinin yol açtığı kronik seyirli bir lenfadenittir Hocam!
  • Âferin! Peki hastalığın adını oluşturan “tüberkül” nedir acabâ?
  • Anatomiden “çıkıntı” olarak hatırlıyorum Hocam!
  • Doğru! Fakat biz onu kastetmiyoruz! Başka yorumu olan?
  • Yok! Öyleyse ben açıklayayım. Merkezi nekrotik olan papüle “tüberkül” diyoruz arkadaşlar. Hastalık, gerek akciğerde gerek diğer organlarda, nekrotik küçük kabarcıklara sebep olduğu için “tüberküloz” adını almıştır.
  • Evet arkadaşlar, içinizde köstebeği bilen var mı?
  • Olmaz mı Hocam, köylü çocuğuyuz!
  • Peki Mehmet Bey, Hüseyin Bey’in hastalığına halk arasında ne dendiğini söyleyebilir misin?
  • “Kössü” dendiğini duymuştum Hocam!
  • Âferin! Başka bir isimle daha bilinir, kim söyleyecek?
  • “Sıraca” da denir Hocam!
  • Âferin Şemsettin Bey! Niye kössü veya sıraca dendiğine dâir bir fikrin var mı?
  • Hastalık bir lenfadenit olup, bir zincirdeki lenf bezleri sırayla şiştiği ve direne oldukları için, köstebeğin taze toprakta oluşturduğu tepeciklere benzetilmesi sebebiyle olsa gerek Hocam!
  • Âferin, doğru düşünüyorsun! Ayrıca bizim oralarda pek sevilmeyen kişiler için, hakâret kâbilinden “sıracalı” sıfatı kullanılır!
  • Dursun Bey, Mikâil Âbiniz “dörtlü antitüberkülo” tedâvi dedi, ne kastetti acabâ?
  • İNH, rifampisin, etambutol ve adını hatırlayamadığım dördüncü bir ilaç Hocam!
  • Âferin! Arkadaşınızın eksiğini tamamlayalım arkadaşlar!
  • Pirazinamid Hocam!
  • Âferin Zeynep Hanım! Deri tüberkülozunun başka tiplerini sayalım!
  • Lupus vulgâris, verrüköz tüberküloz, tüberküloz apsesi, miliyer tüberküloz, orifisyal tüberküloz…
  • Âferin arkadaşlar! En sık görülen tip hangisidir Nâdire Hanım?
  • Lupus vulgâris Hocam!
  • Let’s see your English! What does “lupus” mean?
  • We don’t know Dear Sir!
  • Lupus means “wolf” dear friends!
  • Kurt mu Hocam?
  • Evet bildiğimiz kurt, bâzı yerlerde canavar da denir!
  • Bu durumda lupus vulgâris, “âdî kurt” mu oluyor Hocam?
  • “Kurt tarafından parçalanmış yüz görüntüsü” anlamına geliyor arkadaşlar! Tedâvisiz dönemlerde insanların yüzünde ciddî deformasyonlar yaptığı için bu benzetme yapılmış. Ne demişler?
  • Ne demişler Hocam?
  • “Sifiliz kemiği, tüberküloz kıkırdağı kemirir” demişler!
  • Kimler demiş Hocam!
  • Bu işin ustaları! Evet Ayşe Hanım, içinde lupus geçen başka hastalıklarımızı sayalım!
  • Sistemik lupus, diskoid lupus, lupus panniküliti, lupoid layşmanyâzis…
  • Âferin Doktor Hanım! Bu hastalıklarda da, vakt i zamânında benzer şekilde deformasyonlar oluyormuş ki bu isimlendirmeler yapılmış arkadaşlar! Aşılar ve antibiyotikler sâyesinde artık tüberküloza bağlı bu defektleri pek görmüyoruz.
  • Biraz da tüberküloz aşısından bahsederek bugünkü vizitimizi bitirelim arkadaşlar! Bu aşı nereye yapılır Mücâhit Bey?
  • Sol deltoid bölgeye?
  • Niye oraya yapılır?
  • Bu kişi aşılı mı aşısız mı diye merâk edenler, nerede arayacaklarını bilsinler diye Hocam!
  • Âferin! WHO da böyle düşünmüş zâten!
  • WHO da kim Hocam?
  • DSÖ evladım DSÖ! BCG’nin açılımını yapar mısın Bülent Bey?
  • Basillus! Evet?
  • Gerisini getiremedim Hocam!
  • Nâlan Hanım getirsin!
  • Calmette Guerin Hocam!
  • Âferin! BCG tam olarak nedir Dursun Bey?
  • Basillus Calmette Guerin olduğu zâten söylendi Hocam! Herhalde farklı bir şey kastettiniz!
  • Evet! Bildiğiniz gibi aşılar çeşit çeşittir: Toksoid, atenue, canlı… BCG bunlardan hangisidir diye sormuştum!
  • Bilemedik Hocam!
  • “Atenue mikobakteriyum bovis”tir arkadaşlar!
  • Buyur Hocam!!
  • Buyurayım! Of’lu Hoca’yı duydunuz mu?
  • İlk defâ duyuyoruz Hocam!
  • İsmâil Türüt de mi dinlemezsiniz?
  • Dinleriz Hocam!
  • İyi dinlemiyorsunuz demek ki! Şimdi iyi dinleyin! Of’lu Hoca, acemiliğinde bir köye imam durmuş. Abdesti, namazı, orucu az buçuk biliyormuş ama cenâze yıkamayı bilmiyormuş! Habire duâ ediyor, “Yarabbim, ne olur cenâze zuhûr etmeye” diye yalvarıyormuş! Ama, olmayacak duâ! Dede Korkut ne demiş?
  • Ne demiş Hocam?
  • Gidimli gelimli dünyâ, ölümlü kalımlı dünyâ! Gün olmuş bir cenâze zuhûr etmiş! Yıkanmak üzere câmiye getirmişler. Hocafendi, “Alın gasilhâneye” demiş, almışlar! “Koyun teneşire” demiş, koymuşlar! “Çıkın dışarıya” demiş, “Hocam, eski hocalar cenâze yıkarken biz yardım ederdik” demişler! “Olmaz! Cenâzenin yanında hocadan başkasının bulunması mekruhtur” deyip cemaati dışarı çıkarmış.  Cenâzeyi alel usul yıkayıp kefenlemiş, götürüp gömmüşler! Bir böyle, iki böyle, üç böyle! Milleti almış bir merak! Acabâ bu hoca içeride cenâzelerimize ne yapıyor? Bunu öğrenmek için, köyün gençlerinden biri mahsustan ölmüş! “Hocafendi cenâzemiz var”! “Alın içeriye, koyun teneşire, çıkın dışarıya”!
  • Of’lu Hoca, almış eline suyu, lifi, sabunu, başlamış yavaş yavaş cenâzeyi yıkamaya! Cenâze de biraz sonra başlamış yavaş yavaş canlanmaya! Hoca bakmış cenâze diriliyor, basmış boğazına! Bildiğince yıkamış, kefenlemiş, dışarıya seslenmiş:
  • Bana bakın! Bir daha cenâzeyi iyice ölmeden, böyle “ala canlı” getirmeyin! İçeride öldürünceye kadar ne çektim!
  • Ala canlı ne demek Hocam?
  • Atenue evlâdım atenue!
  • Yârın görüşmek üzere iyi günler arkadaşlar!
  • Size de Hocam!
  • Onbeşinci Vizit: Acer Testi
  • Günaydın arkadaşlar! Nasılsınız dünden bugüne?
  • Teşekkürler Hocam, gâyet iyiyiz!
  • Âferin! Sizi hep böyle görmek isterim! Güzel düşünen güzel görür, güzel gören güzel yaşar, güzel yaşayan mutlu olur, mutlu olan etrâfını da mutlu eder!
  • Kim söylediyse güzel söylemiş Hocam!
  • Akl-ı selim insanlar söylemiş ve böyle yaşamaya gayret etmişler!
  • Bu durumda siz de akl-ı selim kişilerden mi oluyorsunuz Hocam?
  • Nereden çıkardınız?
  • Sizi hep mutlu ve güler yüzlü görüyoruz da Hocam!
  • Biz nerdeee akl-ı selim olmak nerde? Amma, ben ismi ile müsemmâ olmaya çalışan bir yapıya sâhibim!
  • Anlayamadık Hocam!
  • Adımı sorun bakayım!
  • Bildiğimiz bir şeyi niye soralım Mustafa Hocam?
  • Mustafa ne demek?
  • Siz söyleyince öğrenmiş olacağız Hocam!
  • Mustafa, Arapça “saf” kelimesinden geliyor arkadaşlar! Temiz, katışıksız, sâde, süzme, içi dışı bir, kötülüğe aklı ermez gibi anlamları var! Lisedeki edebiyat öğretmenimiz Zafer Soylu (yaşıyorsa hayırlı ömürler dilerim, vefât ettiyse Allah rahmet eylesin), “Mustafa, süzme bal gibi demektir” derdi. Dolayısıyla, adımın anlamına uygun bir hayat sürmem, yani ismim ile müsemmâ olmaya çalışmam, bana bu güzel ismi veren rahmetli babama karşı bir vefâ borcudur arkadaşlar!
  • Allah rahmet eylesin!
  • Âmin, giden bütün babalarımıza! Peki, soyadımı sorun bakalım!
  • Şenol’un ne demek olduğunu herhalde biliriz Hocam!
  • Adamın biri yeni bir araba almış! Direksiyona geçince başlıyormuş gülmeye! İnince normal! Arabaya binince tekrar başlıyor gülmeye! Sebeb-i hikmetini sormuşlar! Ne demiş?
  • Ne demiş Hocam?
  • Arabayı aldığım kişi, “arabanı güle güle kullan” demişti, ben de kullanma tarifesine uyarak arabamdan optimal performansı almayı bekliyorum, demiş.
  • Yâni Hocam!
  • Yânisi, ben de hayâtımı mümkün mertebe “şen” olarak sürdürmeyi ve hayattan en yüksek verimi almayı umuyorum arkadaşlar!
  • Polyannacılık değil mi bu Hocam?
  • Sağlıklı bir insan dakikada kaç nefes alıyor Zeynep Hanım?
  • 20 civârında Hocam!
  • Öyle! Demek ki 20 civârında da nefes veriyor! Sağlıklı bir nefes almanın ve aldığı nefesi aynı rahatlıkla geri vermenin karşılığında ne ödüyoruz arkadaşlar?
  • Hiçbir şey!
  • Peki bizden bu sağlıklı nefeslere karşılık ne isteniyor?
  • Ne isteniyor Hocam?
  • Sadece bir teşekkür isteniyor, şükür isteniyor, mutluluğun yüzümüze yansıması isteniyor! Bu durumda bizim sâdece sağlıklı nefes karşılığında, dakikada 40 defâ, saatte 2400 defâ, günde 57.600 defâ mutlu olmamız, yâni mutluluktan uçmamız gerekiyor! Sâhip olduğumuz amma farkında olmadığımız diğer güzellikleri de bir düşünün arkadaşlar! Bu Polyannacılık ise, evet ben iyi bir Polyannacıyım!
  • Evet Mikâilciğim, nereden başlıyoruz?
  • Bayram Bey’den başlayabiliriz Hocam!
  • Günaydın Bayram Bey, hayırlı sabahlar, nasılsınız bakalım bu sabah?
  • İyiyim Hocam, teşekkür ederim!
  • Yaralarımız biraz kapandı mı?
  • Oldukça Hocam!
  • Mikâil Bey, Atilla Özcan Hocamızı saygı ile analım ve onun usûlü üzere, yarım saati geçmeyecek şekilde kısa bir özet alalım!
  • Hay hay Hocam! Bayram Bey, 37 yaşında berber, kondiloma aküminâta sebebiyle yatıyor. Kriyoterapi ve interferon tedâvileri yapıyoruz, lezyonlar oldukça azaldı!
  • Teşekkürler Mikâil Bey, ellerinize sağlık!
  • Evet Nevzat Bey! Kaç çeşit verrü biliyoruz?
  • Aklıma gelenler: Verrüka vulgâris, verrüka plantâris, verrüka filiformis Hocam!
  • Devâm edelim İsmâil Bey!
  • Verrüka plâna, verrüka anogenitâlis Hocam!
  • Âferin! Avanos’u bilir misiniz arkadaşlar?
  • Çanağı çömleği ile meşhur bir ilçenizdir Hocam!
  • Âferin! Ne demiş Everek’li Seyrânî?
  • Hiç duymadık Hocam!
  • “Kör de bilir Avanos’un yolunu
  • Testi bardak kırığından bellidir” demiş!
  • Güzel söylemiş Hocam da verrüden buraya niye geldik?
  • Avanoslular, “acer testinin suyu soğuk olur” derler!
  • Acer ne demek oluyor Hocam?
  • Tâze demek oluyor arkadaşlar!
  • Hâlâ mevzûya adapte olamadık Hocam!
  • Şimdi olacaksınız! Tâze testi gözenekli olur, içine konan suyu dışarı sızdırır, sızan sıvı buharlaşır, buharlaşan zemin serinler. Dolayısı ile tâze testi, içine konan suyu bir süre sonra  birkaç derece soğutur, yâni bir nevi buzdolabı görevi görür. Aradan biraz zaman geçince, gözenekler kapanır, testi artık suyu soğutmaz olur.
  • Demek ki devamlı soğuk su içmek isteyen, beş altı ayda bir testiyi değiştirmeli Hocam!
  • Âferin! Bu anlattığım, sözün hakîki anlamı! Bir de mecâzî anlamı var arkadaşlar!
  • Onu da dinleyelim Hocam!
  • Bir işe yeni başlayan kişi heyecanlı olur, hevesli olur, idealist olur! Yapayım, çatayım, en iyisi ben olmalıyım havasındadır! Aradan bir süre geçince, etraftakilere bakar ki “tencere tava, herkes bir hava”. Sonunda, “âlemin enâyisi ben miyim” der, o da ortama uyar, “salla başını al maaşını” moduna geçer!
  • Ben de acer bir testi olarak, 1993’ün Mart ayında yardımcı doçent olarak göreve başladım. Hevesliyim, idealistim, en iyisini yapmak niyetindeyim! Derslere girmeden birkaç kitap karıştırıyorum, slaytlar hazırlıyorum, notlar alıyorum!
  • Gene böyle bir bahar günü, eski hastânedeyiz! Heyecanla derse girdim! Konu: Verrüler! Güzelce anlattım: sebebi, patolojisi, kliniği, tedâvisi… Sonunda, bu tedâvilerin yanında, halk arasında “ocak” denen yerlerde değişik yöntemlerin de uygulandığını, bâzen etkili olduklarını, bu tür tedâvileri Batı tıbbının da kabûl ettiğini, textbook’larda “suggestion” başlığı ile konunun işlendiğini anlattım!
  • Ne güzel yapmışsınız Hocam, ama bize bu tür tedâvi yöntemlerinden hiç bahsetmediniz!
  • “Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer” denmiştir!
  • Hangi süt ağzınızı yaktı Hocam?
  • Verrü dersini anlattığımın ertesi günü, Malatya mahallî gazetelerinden birinin manşeti yaktı arkadaşlar!
  • Hayrola Hocam, ne gazetesi ne manşeti?
  • “Araştırma Hastânesine Yeni Gelen Cildiye Hocası, Siğilleri Üfürükçülere Gönderiyormuş” manşeti!
  • Ayıp etmişler Hocam!
  • Öyle oldu! Siz siz olun, aklınızın almadığı bir şeyi çalakalem reddetmeyin, halk hekimliği uygulamalarının da bâzen işe yarayabileceğini unutmayın!
  • İyi hafta sonları arkadaşlar! Güzelce dinlenmeyi ihmâl etmeyin!
  • Etmeyiz Hocam!
  • Ha! Zeynep Hanım, Pazartesi adınızın anlamını soracağım! Bir de akl-ı selîm’i!
  • Tamam Hocam! İyi günler!
  • İyi günler!
  • 13 Mart 2014