Prof. Dr. Mustafa ŞENOL

DERİ SAĞLIĞI      

 

Prof.Dr. Mustafa ŞENOL
Emekli Öğretim Üyesi

 

Yaz tâtilini geçirmek üzere serin bir iklime sâhip olan memleketine giden cildiye uzmanı öğretim üyesi, kardeşine ait küçük ve asûde bir pansiyonda kalıyordu. Bu vesîleyle, zaman zaman turistlerin sağlık problemleriyle ilgilenmesi de gerekebiliyor, yâni bir çeşit turist doktorluğu yapıyordu.
            O sabah ta erkenden kalkmış, biraz yürüyüş yapmış, sonra da pansiyonun bahçesindeki kiraz ağacının gölgesinde oturmakta olan 75 yaşlarındaki annesi ile sohbet etmeye ve pansiyon işletmecisi olan yeğeni Halil’in getirdiği sabah çayını yudumlamaya başlamıştı.
            Anne-oğul çay içerlerken, 3 gündür pansiyonda kalan bir Fransız bayan turist hafif bir gülümseme ile yanlarına yaklaştı ve ârızalı bir Türkçe ile “gunaydin” dedi. Yeğeni, Claire isimli turiste, amcasının “dermatolog” ve “profesör” olduğunu övünerek anlatmış, Claire de bir merâkını gidermek amacıyla onunla görüşmek istemişti.
            Bayan turist, aksanlı bir İngilizce ile; “anneniz çok sempatik bir hanım, her gördüğünde bize gülümsüyor, elindeki veya bahçedeki tâze meyve veya sebzelerden ikram ediyor, kendi eliyle ördüğü süslü patiklerden hediye ediyor. Ne kadar güzel ve aydınlık bir yüzü var, Halil’e sordum 78 yaşında olduğunu söyledi. Bu yaşta bu kadar güzel bir cilde sâhip olmasının sırrını merâk ediyorum. Ben 46 yaşındayım, gördüğünüz gibi yüzüm leke ve kırışıklarla dolu” dedi.
            Cildiye profesörü, annesine turist hanımın söylediklerini anlattı ve gülerek “hangi kremleri kullanarak böyle tâze bir cilde sâhip olduğunu soruyor” dedi. Annesi; “ne kremi oğlum, bizim yüzümüz günde 5 defa soğuk sudan ve sabundan başka bir şey görmemiştir. Bir de gençliğimizde tarlada çalışırken iyice yaşmaklanırdık” dedi.
Yaşmaklanmak: Örtüyü yüzün büyük kısmını kapatacak şekilde kullanmak.

Vücûdu pek çok dış ve iç etkene karşı koruyan, sıvı-elektrolit dengesi ve ısıyı sâbit tutan, çeşitli maddeler salgılayan, çevreyle haberleşmeyi sağlayan, algılayan, uyaran, herşeyden daha önemlisi ruh ve beden sağlığını yansıtan bir ayna olan deri, insanın en büyük organıdır. Sağlıklı bir deri, kişinin hem toplumla hem de kendisi ile pozitif bir ilişki kurabilmesi ve sürdürebilmesi için son derece önemlidir. Sağlıklı deriye sâhip bir kişinin genel sağlığının da iyi olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Deri, intrensek (genetik, hastalık...) ve ekstrensek (güneş, sigara, alkol, çevre kirliliği, kötü beslenme...) faktörlerin etkisiyle kaçınılmaz bir şekilde yaşlanmaktadır. Giderek önem kazanan estetik kaygılar, deri kanseri sıklığındaki artma, yaşam süresinin uzaması, kozmetolojinin gelişmesi gibi nedenlerle, deri sağlığı ve bakımı son yıllarda oldukça aktüel bir duruma gelmiştir. Toplumun, özellikle de çocukların, deri kanserinden ve erken deri yaşlanmasından korunma yöntemleri konusunda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Deri sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken hususlar:

1. Temizlik: Deri sağlığının korunması için ilk şart düzenli bir temizliktir. Aslında deri ortalama ayda bir defa, hücrelerin içten dışa doğru hareketiyle yenilenmekte ve kendini temizlemektedir. Temizlik işlemi, canlılığını yitirmiş bu ölü hücrelerin atılmasını, derinin havalanmasını ve gerekli maddelerin emilmesini sağlayacaktır. En iyi ve etkili temizlik, suyla ve fiziksel olarak yapılır. Sabunlar, deterjanlar ve benzeri maddeler, kirletici maddeleri çözerek, kimyasal temizliği sağlarlar. Deri temizliğinde en yaygın olarak kullanılan ürünler sabunlar olmakla birlikte, çok çeşitli temizleyiciler, tonikler, soyucular ve maskeler de bu amaçla kullanılmaktadır.
Herşeyde olduğu gibi temizlik işleminde de aşırıya kaçılmaması gerekmektedir. Çünkü temizlik esnâsında, derinin koruyucu elemanları da zarar görmektedir. Bu zararı en aza indirebilmek için; derinin fiziksel ve kimyâsal özelliklerine uygun, bu özellikleri bozmayacak, kaliteli temizleyicilerin kullanılmasında yarar vardır.
Suyla yıkama sırasında deri bir miktar nemlense de, özellikle çok sıcak su, lif ve kese kullanılarak yapılan temizlikler, sonradan aşırı deri kurumasına yol açmaktadır. Dolayısıyla, hamamda yıkanma gibi gelenekler veya titizlik sebebiyle suyla aşırı temâs etmek, cildin yapısını bozacak ve kurutacaktır. “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olmamak” için ifrat ve tefritten kaçınılmalı orta yol (îtidâl) esas alınmalıdır.

2. Nemlendirme: Sıvı-elektrolit dengeleme fonksiyonunun bir gereği olarak devamlı şekilde su kaybeden derinin en üst tabakası olan korneumun yaklaşık onda birini su oluşturur. Bu oranın azalması deride kuruluk ve çatlamaya yol açar. Derinin dış tabakası olan epidermiste damar olmayıp, buradaki hücreler, ana tabaka olan dermisten difüzyon (sızma) yoluyla beslenirler. Sık ve tahriş edici banyolar, aşırı sabun ve deterjan kullanımı, fazla güneşe mârûziyet, kuru iklim veya kuru hava ve yaşlanma  gibi sebeplerle sıvı kaybı artmakta ve kuru, pürüzlü, kepekli ve kaşınan bir deri ortaya çıkmaktadır.
Derinin nemini korumak; su kaybını azaltarak veya etraftan sıvı çekerek sağlanabilir. Bu amaçla kullanılan çok çeşitli maddeler vardır.
1. Oklüzif (kapatıcı) maddeler: Koruyucu bir engel oluşturan bu maddeler derinin üzerini bir film gibi örterler ve deriden su kaybını önlerler. Çeşitli yağlar ve mumlar (vazelin, lanolin, parafin, balmumu, skualen, dimetikon, propilen glikol, lesitin, kolesterol) bu amaçla en sık kullanılan maddelerdir.
2. Humektanlar: Bu maddeler ise, ortamdan veya derinin derin tabakalarından su çekerek nemlenmeyi sağlarlar. Üre, laktik asit, hyalüronik asit, gliserin, propilen glikol, sorbitol, glikozaminoglikanlar, jelatin, kollajen, elastin ve değişik vitaminler (E ve B vitaminleri) gibi maddeler bunlar arasında yer alır.  
Deri neminin korunmasında her 2 gruptan maddelerin kombine olarak kullanılması uygundur. Güneşten korunma, hem deri hasarını önleyerek, hem de su kaybını engelleyerek deri nemini korumaya yardımcı olacaktır. Ayrıca, karasal iklimde yaşanıyorsa, zaman zaman deniz iklimine seyahat, ortamın çeşitli yöntemlerle (buhar makinası...) nemlendirilmesi de yararlı olacaktır.

3. Güneşten korunma: Güneş hem deri kanseri oluşumunda hem de deri yaşlanmasında ana faktördür. Ultraviyole spektrumundaki güneş ışınlarının; deride protein, elastin ve DNA’ya zarar verdiği bilinmektedir. Güneşten korunmada en etkili yöntem, fiziksel korunmadır (örtülebilecek alanları örtmek, gün ortasında dışarı çıkmamak, şemsiye ve gözlük kullanmak...).
Yardımcı korunma yöntemleri ise; kimyâsal ve fiziksel güneşten koruyucular olmak üzere iki grup altında toplanır. Kimyâsal koruyucular deri proteinlerine bağlanıp UVB’yi emerler. PABA, sinnamatlar, salisilatlar, benzofenonlar, dibenzoilmetanlar, antralin, oktokrilen ve avobenzon bu amaçla sıklıkla kullanılan maddelerdir.
Fiziksel koruyucu maddeler ise UV’yi yansıtırlar. Çinko oksit ve titanyum oksit güneş ışığını yüksek derecede yansıtıcı özelliğe sahiptir. Fiziksel ve kimyâsal koruyuculara E vitamini, beta karoten gibi antioksidan vitaminler de eklenmektedir. UVA ve UVB’yi bloke eden güneşten koruyucuların kombine şekilde kullanılması uygundur.

4. Doğal ve dengeli beslenme: Bol sıvı alımı, sebze-meyve ağırlıklı beslenme, sigara ve alkolden uzak durma bu kategoride sayılabilecek tavsiyelerdir.

5. Stresten korunma: Çağımızın hastalığı olarak nitelenen stres, bütün organizmayı olduğu gibi, deriyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Sorumluluğunu ve haddini bilme, kanaat ve şükür, mevcutların değerini takdir etme, çok uzun hesaplı olmama, sabır, pozitif bakış açısını tercih gibi özellikleri önceleyen bir hayat tarzı bu problemin üstesinden gelmeyi kolaylaştıracaktır. 
Özetlersek; doğal veya doğala yakın bir hayat tarzı sürdürmek, dengeli beslenmek, ön planda fiziksel tedbirlere dikkat ederek güneşten korunmak, aşırı kozmetik kullanımından kaçınmak, sigara ve alkolden uzak durmak ve stresi olumlu yönde yönetmekle, genel sağlığımızla birlikte deri sağlığımızı da en optimal düzeyde koruyacak ve kendimiz ve çevremiz ile barışık mutlu bir yaşam sürebileceğiz. 
Kaynaklar

  1. Dişçigil G. Deri ve eklerinin sağlığı ve korunması. Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2010;1(2):21-5.
  2. Karaduman A. Nemlendirici ürünler ve özellikleri. Turkiye Klinikleri J Cosm Dermatol-Special Topics 2010;3(3):16-25.
  3. Baz K, Güvenç U. Derinin nemlendirilmesi. Turkiye Klinikleri J Int Med Sci 2007; 3(17):20-7.
  4. Mevlitoğlu İ, Engin B, Kaplan M. Yaşlanmayı geciktiren ürünler ne kadar etkili? TÜRKDERM 2009;43(özel sayı 1):2-6.